Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda konuşan meclis üyesi Coşar Tok, Öncelikle Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Meclisi’nde görev alma onurunu bana layık gören herkese teşekkür ediyorum. Bu sorumluluğu, şehrimizin geleceğine katkı sunma görevi olarak görüyorum.

Elbette burası bir çok konuda icra makamı değildir. Ancak burada ortaya konulan görüşlerin, oluşturulan ortak aklın ve kararlı duruşun, karar verici kurumlara yön verdiğine inanıyorum.

Bugün söz almamın nedeni; 6 Şubat 2023 tarihinde 11 ilimizi etkileyen ve binlerce vatandaşımızı kaybettiğimiz büyük deprem felaketinin yıl dönümü vesilesiyle deprem gerçeğini bir kez daha hatırlamak ve sorumluluklarımızı konuşmaktır.

Hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Bugün burada, Sakarya’nın deprem gerçeğini, Hatay’da yaşananlardan çıkarılması gereken dersleri ve bundan sonra nasıl bir yol izlememiz gerektiğini değerlendirmek istiyorum.

Sakarya’nın Deprem Gerçeği

Sakarya, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer alan, deprem tehlikesi yüksek bir şehirdir. Bu bir öngörü değil, bilimsel bir gerçektir.

Bir jeoloji mühendisi ve aynı zamanda inşaat sektörünün içinde bulunan bir meslek insanı olarak şunu açıkça ifade etmek isterim:

Deprem bir doğa olayıdır.

Ancak felakete dönüşmesi insan kaynaklıdır.

Şehirlerimizin planlama anlayışı, zemin bilgisi, mühendislik kalitesi ve denetim mekanizmaları deprem karşısındaki kaderimizi belirlemektedir.

Hatay’dan Çıkarmamız Gereken Ders

2023 yılında Hatay’da yaşanan deprem bize bir kez daha göstermiştir ki:

Deprem öldürmez, ihmal öldürür.

Aynı büyüklükteki sarsıntıya rağmen bazı yapıların ayakta kalması, bazılarının tamamen yıkılması; mühendisliğin ve denetimin ne kadar belirleyici olduğunu ortaya koymuştur.

Doğru yapılan mühendislik bu sorunu büyük ölçüde çözebilir.

Yeter ki eksiksiz uygulansın ve gerçek anlamda denetlensin.

1999 Gerçeği ve Sakarya

Biz bu gerçeği ilk kez 2023’te öğrenmedik.

1999 İzmit depremi, Sakarya için tarihi bir kırılma noktasıdır.

O dönemde yapılan birçok yapı, yetersiz mühendislik hizmeti ve denetim eksikliği nedeniyle deprem karşısında büyük risk taşımaktaydı.

Açık konuşmak gerekirse; 1999 öncesi inşa edilen birçok bina, deprem güvenliği açısından bir yaşam alanından çok tabuttan farksızdı.

Bugün Sakarya’da hâlâ 1999 öncesi yapılmış çok sayıda yapı bulunmaktadır.

Bu yapılar güncel yönetmeliklerin oldukça gerisindedir ve ciddi risk oluşturmaktadır.

Kentsel Dönüşüm: Bir İnşaat Değil, Bir Hayat Projesi

Ancak burada önemli bir gerçek daha vardır:

Kentsel dönüşümün sürdürülebilir olması için güçlü bir ekonomik destek şarttır.

Bu noktada İstanbul’da uygulanan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından sağlanan finansal destek modelleri önemli bir örnektir.

Benzer destek mekanizmalarının Sakarya için de devreye alınması gerekmektedir.

Faiz destekleri, hibe programları ve uzun vadeli finansman imkanları sağlanmadan dönüşüm sürecinin hızlanması mümkün değildir.

Sakarya yüksek deprem riski taşıyan bir şehirdir.

Burada yapılacak dönüşüm yerel değil, ulusal bir güvenlik meselesidir.

Sanayi ve Ekonomik Risk

Sakarya yalnızca bir yerleşim alanı değildir; aynı zamanda güçlü bir üretim merkezidir.

Deprem sonrası sanayi tesislerinin zarar görmesi, lojistik hatların kesintiye uğraması ve üretimin durması, ekonomik kayıpları katlayarak artırmaktadır.

Bu nedenle organize sanayi bölgelerinde:

* Zemin etütleri güncellenmeli,

* Deprem performans analizleri yapılmalı,

* Riskli yapılar güçlendirme ve iyileştirme kapsamına alınmalıdır.

Depreme hazırlık, ekonomik sürekliliğin de teminatıdır.

Değerli Meclis Üyeleri,

Hatay’da yaşanan acılar, Sakarya için açık bir uyarıdır.

Bugün doğru adımları atarsak;

yarın enkazları değil, dirençli şehirleri konuşuruz.

Depremi bekleyen değil, depreme hazırlanan bir Sakarya için hep birlikte sorumluluk almamız gerektiğine inanıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.