Bilişsel değerlendirmelerin bellek, dil, dikkat,
görsel-mekânsal algı ve yürütücü işlevlerdeki değişimleri ortaya koyarak
hastalığın erken belirtilerini yakalayabildiğini aktaran Nöropsikolog Dr. İnci
Birincioğlu, “Saat çizim testi gibi basit tarama yöntemleri, bazı hastalarda
standart testlerden önce bozulmaları gösterebiliyor. Özellikle Alzheimer’da
ipuçlarına rağmen hatırlanamayan bilgiler, hipokampal hasara işaret
edebiliyor.” dedi. Dil bozuklukları ve yüz tanıma güçlükleri gibi belirtilerin,
farklı demans türlerinin ayırt edilmesinde önemli ipuçları sunduğuna da dikkat
çeken Dr. Birincioğlu, çok yönlü nöropsikolojik değerlendirmenin, erken tanıda
büyük önem taşıdığını vurguladı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöropsikolog Dr.
İnci Birincioğlu, demansın erken tanısında nöropsikolojik testlerin ve bilişsel
değerlendirmelerin, beynin farklı işlev ağlarındaki bozulmaları ortaya
çıkararak tanıya nasıl katkı sağladığı hakkında açıklamalarda bulundu.
Demansın erken tanısı, çok yönlü değerlendirmeyi gerektirir!
Demansın erken tanısının nöroanatomik görüntüleme,
elektrofizyolojik değerlendirmeler, genetik analizler ve nöropsikolojik
incelemelerin birlikte ele alınmasını gerektirdiğini ifade eden Dr. İnci
Birincioğlu, “Nöropsikolojik profil, farklı nörodejeneratif hastalıkların erken
evrede ortaya çıkan bilişsel değişimlerini belirleyerek tanı sürecine önemli katkı
sağlar.” dedi.
Nörodejeneratif hastalıkların başlangıçta belirli beyin
bölgelerinde işlev kaybıyla ortaya çıktığını kaydeden Dr. Birincioğlu,
“Hastalık ilerledikçe bu bozukluklar farklı alanlara yayılır ve sonuçta yaygın
beyin atrofisi gelişir. Bu nedenle nöropsikolojik testler özellikle erken ve
orta evrede değerli bilgiler sunar.” şeklinde konuştu.
Demansın temel özellikleri; sinsi başlangıç, yavaş ve
ilerleyici seyir…
Demans sendromlarının üç temel özellikle tanımlandığını
aktaran Dr. İnci Birincioğlu, “Sinsi başlangıç göstermesi, yavaş ilerlemesi ve
progresif bir seyir izlemesi temel özellikleridir. Hastalığın ilk belirtileri
ise yürütücü işlev bozukluğu, dil kaybı (afazi), bellek bozukluğu,
görsel-mekânsal işlevlerde bozulma veya apraksi şeklinde ortaya çıkabilir. Bu
belirtilerin hangi ağda başladığı, altta yatan nörodejeneratif sürecin
anlaşılmasına yardımcı olur.” ifadelerini kullandı.
Erken dönemde demans saat çizim testiyle fark edilebilir!
Nöropsikolojik incelemelerin temel olarak yürütücü işlevler
şebekesi (prefrontal korteks), dil şebekesi, bellek şebekesi (limbik sistem),
‘Ne?’ şebekesi (nesne ve yüz tanıma), ‘Nerede?’ şebekesi (uzamsal algı) gibi
beş bilişsel ağı değerlendirdiğine işaret eden Dr. İnci Birincioğlu, şunları
söyledi:
“Frontal lob işlevlerinin değerlendirilmesinde dikkat,
çalışma belleği, sözel akıcılık, inhibisyon, bilişsel esneklik ve soyutlama
becerileri incelenir. Sözel akıcılık testleri erken tanıda önemli bilgiler
sunar. Kategori akıcılığının (örneğin hayvan isimleri) harf akıcılığına göre
daha fazla bozulması Alzheimer hastalığını düşündürebilir. Buna karşılık kural
sürdürme güçlükleri, perseverasyon ve disinhibisyon daha çok frontal sistem
bozukluklarında görülür. Soyutlama becerisindeki hafif bozulmalar da hafif
bilişsel bozukluğun erken göstergelerinden biridir.
Saat çizim testi hem kolay uygulanabilir olması hem de çok
sayıda bilişsel işlev hakkında bilgi vermesi nedeniyle önemli bir tarama
aracıdır. Planlama, zaman kavramı, soyutlama ve yürütücü işlevlerdeki
bozulmalar saat çiziminde erken dönemde fark edilebilir. Bazı hastalarda
mini-mental test puanları normal sınırlarda olmasına rağmen saat çizimindeki
bozukluklar dikkat çekici olabilir.”
İpuçları verilse bile hatırlanamayan bilgiler, Alzheimer’ın
erken habercisi olabilir!
Dil işlevlerinin adlandırma, anlama, konuşma üretimi,
tekrarlama, okuma ve yazma becerilerini içerdiğini hatırlatan Dr. İnci
Birincioğlu, “Dil değerlendirmesinde en sık kullanılan araçlardan biri Boston
Adlandırma Testi’dir. Adlandırma güçlüğü (anomi), ilerleyici afazi tiplerinde
ortak görülen önemli bir belirtidir.” dedi.
Hangi dil işlevlerinin korunduğu veya bozulduğunun,
hastalığın nöroanatomik yerleşimi hakkında önemli bilgiler verdiğini dile
getiren Dr. Birincioğlu, “Bellek değerlendirmesinde ise sözel ve görsel bellek
testleri kullanılır. Sözel bellek testlerinde bireye belirli sayıda kelime
öğretilir ve kısa süre sonra bunları hatırlaması istenir. Burada yalnızca
öğrenme düzeyi değil, bilginin uzun süreli belleğe kaydedilip kaydedilemediği
de değerlendirilir. İpucuyla hatırlanabilen unutkanlıklar dikkat sorunlarına
bağlı olabilirken, ipuçlarına rağmen hatırlanamayan bilgiler hipokampal kayıt
bozukluğunu düşündürür. Bu durum Alzheimer hastalığının erken evrelerinde sık
görülür.” açıklamasını yaptı.
Demans, yüzleri tanıyamama ve mekânsal algı bozukluklarıyla
da kendini gösterebilir!
‘Ne?’ Şebekesi sisteminin nesne ve yüz tanımayı sağladığına
değinen Dr. İnci Birincioğlu, “Yüz tanıma testleri ve nesne tanıma
değerlendirmeleri kullanılarak kişinin görsel bilgiyi anlamlandırma kapasitesi
ölçülür. Bu alandaki bozukluklar agnozi olarak adlandırılır ve özellikle
posterior kortikal bölgelerin etkilenmesiyle ortaya çıkabilir.” dedi.
‘Nerede?’ Şebekesinin ise uzamsal algı ve görsel-mekânsal
organizasyon becerilerini yöneten ağ olduğuna işaret eden Dr. Birincioğlu,
sözlerini şöyle tamamladı:
“Çizgi yönü belirleme testleri, şekil kopyalama görevleri ve
yapılandırma testleri kullanılarak kişinin kendi bedeni ile dış dünya
arasındaki mekânsal ilişkiyi kurabilme becerisi değerlendirilir. Bu sistemdeki
bozukluklar ihmal sendromu, Balint sendromu veya Gerstmann sendromu gibi klinik
tablolarla ilişkili olabilir.”