Yapılan ortak açıklama şu şekilde: "İktidarın "yargı paketi" adı altında önümüze getirdiği hak gaspı paketine karşı haklarımıza, hayatlarımıza sahip çıkmak için bir aradayız. Meclis gündemine getirilen 12. Yargı Paketi, iddia edildiği gibi toplumun adalete erişimini değil; kadınların, LGBTİ+’ların ve çocukların haklarını torba yasalarla gasp etmeyi amaçlıyor. İşte bu yüzden 12. Yargı Paketi’ni topyekün ve esastan reddediyoruz!
Bugün burada bu pakette neler olduğunu tek tek anlatmaya
çalıştık. Birçok maddeyi tek seferde, hayatlarımıza etkisi tartışılmadan
meclisten hızlıca geçirmek istiyorlar. Torba yasa taktiği; kazanılmış hakları
gasp etmek, adeta bir oldu bittiye getirmek ve her sesi sansürlemek için
kullanılan bir araç aslında.
12. Yargı Paketi’nde kadınlar, LGBTİ+’lar, çocuklar için
neler var biz biliyoruz. Boşanmayı hızlandırma bahanesiyle kadınların velayet,
tazminat ve nafaka haklarını davadan ayırmayı amaçlıyorlar. Kadınları tehdit ve
yıldırmayla haklarından vazgeçmeye zorlayan, erkeklerin işini kolaylaştırmaktan
başka bir faydası olmayan bu hak gaspı oyununu görüyoruz. Kadınlar da hızlı
boşanmak istiyor diyerek haklarımızı alttan alta oymaya çalışmalarına sessiz
kalmıyoruz. Çünkü biliyoruz; boşanmayı hızlandırmak kadınların haklarını gasp
etmeden de mümkün.
Yıllardır süren örgütlü yalanlarla nafaka hakkımıza saldıranlar,
evlilik içinde neden kadınların yoksullaştığını görünmez kılmak istiyor. Zaten
koşullara bağlı olan nafakayı süresiz ve koşulsuzmuş gibi sunarak kadınların
maruz kaldığı şiddet ve sömürü konuşulması istiyorlar. Kadınların kendi
ayakları üzerinde durabilecekleri ekonomik ve sosyal güvenceden mahrum
bırakılmaları, aileye bağımlı hale getirilmeleri amaçlanıyor. Ağırlaşan geçim
koşullarında ve kamusal hizmetlerin hızla piyasalaştırıldığı; eğitimden sağlığa
her şeyin parayla alınır satılır hale geldiği, muhafazakarlığın devlet eliyle
güç kazandığı bu dönemde, kadınlara reva görülen bu! Bizi seçeneksizlikle,
yoksullukla şiddet ve sömürü dolu ailelere mahkum etmek isteyen kadın düşmanı
politikalara sessiz kalmıyoruz.
Bizi "uzlaştırma" kılıfıyla şiddet faili
erkeklerle aynı masaya oturtmak istiyorlar. Kendilerinin dahi "ikna
masası" olduğunu itiraf ettiği, eşitlerin olmadığı ve erkek şiddetinin
meşrulaştırıldığı bu arabuluculuk masalarını reddediyoruz.
Aile 10 yılı ilan edilmişken; bu düzenlemede, kadınları
“ahlak sopasıyla” kontrol altına alma hedefi yatıyor.Tanımı, sınırı bilinçli
olarak muğlak bırakılan "biyolojik cinsiyete aykırılık" ve
"alenen özendirme" kavramlarıyla varlığımız ve örgütlenme hakkımız
suç ilan edilmek isteniyor. Nasıl yaşadığımızdan kiminle birlikte olacağımıza
kadar hayatımızın her zerresine dahil olmaya, denetlemeye çalışan bu nefret
yasasını kabul etmiyoruz. LGBTİ+’ları kamusal alandan silmeyi amaçlayan bu
"makbul vatandaş" sınırlarını tanımıyoruz. 25 yaş sınırı ve hapis
cezası tehditleriyle transların bedenlerine ilişkin kararları ve sağlık hakkı
gasp ediliyor. Bu nefret yasasına karşı hayatlarımıza, kararlarımıza sahip
çıkıyoruz.
Bu koşullar altında çocuklar ise koruma mekanizmalarından
uzak bir başına bırakılıyor. Devlet, çocukların ne eğitime devamlılığını
denetliyor ne şiddet ve istismardan koruyor ne failleri cezalandırıyor ne çocuk
işçiliği engelliyor ne de çocukların içinde bulunduğu yoksulluğa tedbir alıyor.
Bunun karşısında çocukları korumaya dair tüm sorumluluğunu bir kez daha bu
paket ile ebeveynlerin ve hatta çocukların üzerine yıkıyor. En tehlikeli nokta
ise çocukluğun tartışmaya açılması. Bugün çocuklar için "suç işlediğinde
yetişkin gibi cezalandırılsın" demek, çocuklar için yarın cinsel istismar
davalarında "rızası vardı" demenin hukuki zemini kolaylaştırıyor.
Sosyal medyaya kimlik numarası şartı getirilmesinin amacı
ise bir sansür mekanizması kurmak. Haklarımızı gasp edenlerin sesi serbestçe
çıkarken, bizlerin sesini ve sözünü kısmaya çalışan bu yasaya karşı hiçbir
alanı terk etmiyoruz.
Kazanılmış haklarımıza yapılan saldırılara karşı yan yana
durmak, mücadele etmek bir zorunluluk. Kadın, LGBTİ+, çocuk düşmanı 12. yargı
paketiyle haklarımızın gasp edilmesine, hayatlarımızın denetlenmesine,
kararlarlarımıza müdahale edilmesine sessiz kalmıyoruz. Türkiye’nin pek çok
ilinden bu yargı paketine geçit vermeyeceğini duyuran kadınların sesini bir
kere daha buradan yükseltiyoruz: On yıllar süren mücadelemizle elde ettiğimiz
kazanımlarımızdan, anayasal ve yasal haklarımızdan, eşit, özgür ve şiddetsiz
bir yaşam ısrarımızdan vazgeçmeyeceğiz. 12. Yargı Paketi’ne hayır!
Kadınların yıllardır mücadele ederek kazandığı haklar bir
yandan nafaka tartışmalarıyla budanmak istenirken, diğer yandan kadınların
beden bütünlüğünü ve insan onurunu hedef alan uygulamalarla hak gaspları
derinleştirilmektedir. Fatoş Pınar Türker’in maruz kaldığını açıkladığı çıplak
arama uygulaması, yalnızca bir kişiye yönelik değil, kadınların bedeni ve
iradesi üzerinde kurulan tahakkümün bir parçasıdır. Fatoş Pınar Türker’in maruz
kaldığını açıkladığı uygulama karşısında sessiz kalmayacağız. Kadınların
onuruna, beden bütünlüğüne ve temel haklarına yönelik her türlü saldırının
karşısındayız. Kadınları yıldırmaya, yalnızlaştırmaya ve susturmaya yönelik bu
uygulamaları kabul etmiyoruz. Bedenimizden, haklarımızdan ve mücadelemizden
vazgeçmeyeceğiz; kadın dayanışmasıyla bu hukuksuzluğun hesabını sormaya devam
edeceğiz."