Camiler ticarethane değildir

Kansızoğlu, hastane, okul ve yeni hizmet binalarının kamu hizmeti kapsamında değerlendirildiğini hatırlatarak, vatandaşların kendi imkânlarıyla yaptırdığı camilerin ticarethane olarak kayda geçirilmesinin Müslüman bir ülkede kabul edilemez olduğunu söyledi. Bu durumun kamuoyunda da doğru bulunmadığını vurguladı.

Yüksek faturalar vatandaşın omzunda

Camilerin doğalgaz, su ve benzeri abonelik işlemlerinin ticarethane statüsünde yapılması nedeniyle yüksek bedeller ödendiğine dikkat çeken Kansızoğlu, tüm giderleri hayırseverlerin bağışlarıyla karşılanan ve hiçbir kurumdan destek almadan ayakta duran camiler için bu uygulamanın ciddi bir mağduriyet oluşturduğunu belirtti.

Yasal güvence çağrısı

Yapılan istişareler sonucunda, camilerin ticarethane değil ibadethane olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde ortak kanaate varıldığını dile getiren Kansızoğlu, camilerin siyasi amaçlarla kullanılmasının önüne geçecek şekilde yasal güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.

Diyanet desteği sorgulaması

Kansızoğlu, cami yapımı ve tadilatları dâhil olmak üzere Diyanet’ten destek alınmayan camilere herhangi bir yardım yapılmadığını belirterek şu soruları gündeme getirdi; “Diyanet’in hazineden aldığı kaynaklar nerelere harcanmaktadır? Camilerimizin ticarethane olarak gösterilmesinin gerekçeleri nelerdir?”

Cumhurbaşkanına yasal düzenleme çağrısı

Açıklamasının sonunda Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Kansızoğlu, camilerin statüsüne ilişkin yeniden yasal düzenleme yapılmasını talep etti. “Camiler bizim evimizdir. Evlerimiz ticarethane sayılmıyorsa, camilerimizin de ticarethane olarak görünmesini istemiyoruz” ifadelerini kullandı.